Sayın Kadir Çelik, Sayın Adnan Oktar ile yaptığı röportaj sırasında "mahkeme polise verdiğiniz ifadeyi kabul etti, Yargıtay da ve bence de en önemli delil buydu" ifadelerini kullanmıştır. Oysa buradaki yorumu tamamen hatalıdır.
BAV davasında Yargıtay'ın, geçersiz polis ifadelerine göre bozma kararı vermesi ve ardından mahkemenin de bu karara uyup yine aynı polis ifadelerini dikkate alarak ceza hükmü vermesi tamamen kanunlara aykırı şekilde gerçekleşmiş bulunmaktadır. Söz konusu polis ifadeleri, BAV davasında yargılanan kişilere işkence ile zorla imzalatılmıştır. Bu ifadeler hazırlanırken yargılananların yanında avukatları bulunmamaktadır. Kanunlara göre bu iki durum dikkate alınarak, söz konusu polis ifadelerinin davada delil olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Konuyla ilgili olarak 5271 sayılı CMK'nun 148. maddesi şu şekildedir:
|
1) Şüphelinin ve sanığın beyanı özgür iradesine dayanmalıdır. Bunu engelleyici nitelikte kötü davranma, işkence, ilaç verme, yorma, aldatma, cebir veya tehditte bulunma, bazı araçları kullanma gibi bedensel veya ruhsal müdahaleler yapılamaz.
(2) Kanuna aykırı bir yarar vaat edilemez.
(3) Yasak usullerle elde edilen ifadeler rıza ile verilmiş olsa da delil olarak değerlendirilemez.
(4) Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hakim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.
(5) Şüphelinin aynı olayla ilgili olarak yeniden ifadesinin alınması ihtiyacı ortaya çıktığında, bu işlem ancak Cumhuriyet savcısı tarafından yapılabilir. |
Kanunlarımızdan yola çıkarak açıkça söylenebilir ki, delil hükmünde olmayan polis ifadelerini delil sayarak CMK'nun 148. maddesi açıkça ihlal edilmiştir. Fakat elbette ki temennimiz bu hatanın şu anda Yargıtay tarafından düzeltilmesidir.
Bütün bunlardan yola çıkarak, açıkça kanunen hiçbir geçerliliği olmayan polis ifadelerinin Sn. Kadir Çelik tarafından da programında "en önemli delil" olarak değerlendirilmesi büyük bir yanılgıdır. Bu ifadelerden Sn. Çelik'in adı geçen kanunları (her ne kadar program esnasında Sn. Adnan Oktar tarafından ifade edilse de) gereği gibi bilmediği çıkarımında bulunmak en mantıklı değerlendirmedir. Aksi takdirde Sn. Çelik'in bu geçersiz ifadeleri neden "en güçlü delil" olarak nitelendirdiği anlaşılamayacaktır. Bu ifadelerin Türk kanunlarına göre kesin ve net olarak bir delil niteliği yoktur ve bunu Sayın Savcılık Makamı mütalaasında ve Sayın Mahkeme Başkanı ise mahkeme tutanağında açıkça belirtmiş bulunmaktadır:
"Yasak usullerle alınan ifadelerin delil olarak değerlendirilemeyeceği CMK.nun 148. Maddede anlaşıldığından hukuka aykırı olarak alındığı iddia edilen ifade ve delillerin…" (29 Şubat 2008 tarihli duruşma tutunağında geçen 5 nolu karar)
Ayrıca değerlendirilmesi gereken bir başka önemli nokta da, geçersizliği hukuken kesin olan bu emniyet ifadelerini destekler mahiyette tek bir somut bulgu ve delil ele geçirilmememiş olması, hatta bu iddiaların büyük bir çoğunluğunun savunma delilleri ve bilirkişi raporlarıyla yalanlanmış olmasıdır. Zaten buradan yola çıkarak BAV davası kapsamında 5 kişi hakkında daha önce beraat hükmü verilmiş, son mahkeme celselerinde de söz konusu sanıklar hakkında Sayın Savcı tarafından beraat mütalaası verilmiştir. Sn. Kadir Çelik'in değerlendirmede bulunurken, bu önemli noktaları dikkate alması gerekmektedir. |