Kadir Çelik'in Adnan Oktar ile yaptığı son röportajını TV'larda
yayınlanmayan bölümleriyle birlikte izleyebilirsiniz
Röportajın deşifresi:
KADİR ÇELİK: Efendim sonunda dava sonuçlandı diyemiyoruz tabi dava hala derdest ,bir de temyiz aşaması var ama mahkeme yargıtayın bozma ilamına büyük ölçüde uydu ve size de, sizle birlikte kaç arkadaşınızdı 7 mi
ADNAN OKTAR: Evet evet 7
KADİR ÇELİK: 7 arkadaşınız, burada önemli olan şey şu tabi. Yani size isnat edilen suç ve mahkemenin de Yargıtay ilamına uyarak karar verdiği boyut. Burada siz çete kuran, çeteyi yöneten bir çete lideri olarak ifade ediliyorsunuz ve bu nedenle de 3 ay 3 yıl hapis cezasıyla cezalandırıldınız.
ADNAN OKTAR: Evet
KADİR ÇELİK: Şimdi Adnan Oktar çete reisi midir desem
ADNAN OKTAR: Ağzınıza bile gitmiyor
KADİR ÇELİK: Efendim
ADNAN OKTAR: Ağzınıza bile gitmiyor.
KADİR ÇELİK: Ama mahkeme verdiği cezada sizi çete lideri olarak tanımladı ve onun üzerinden çete kurmak, yönetmek ve illegal birtakım faaliyetlerde bulunmak suçlamasıyla ceza verdi. Siz bunu hak ettiğinize inanıyor musunuz?
ADNAN OKTAR: Bunu Türkiye de hiç kimse kabul etmez. Yani bunu içine sindiren Türkiye de tek bir tane normal bir olarak düşünen, vicdanen bu yönde düşünen bir insanın bunu kabul edebileceğine inanmıyorum.
KADİR ÇELİK: Ama mahkemenin verdiği karar da hepimizin başının tacı olması gerekiyor.
ADNAN OKTAR: Tabii ki mahkemeye saygılıyız o kesin. Ben mahkemeye hakkımı gani gani defalarca helal ediyorum onda hiçbir sözüm yok. Ama biz Türkiye de bütün insanların gönlünde vicdanen beraat etmiş durumdayız. Benim için önemli olan bu.Yani.
KADİR ÇELİK: Ona nasıl karar veriyorsunuz.
ADNAN OKTAR: Konuştuğum herkes, düşüncesini açıklayan herkesten ben bunları duyuyorum. Bir de dosyanın yapısına baktığımızda da biz bunu görüyoruz. Çünkü orda avukat yanında alınmayan ifadeler var ve bunun dışında delil yok. Bu hukuken geçerli değil.
KADİR ÇELİK: Delil yok diyorsunuz ama sizin polise verdiğiniz ve görüntüleri de bulunan bir ifadeniz var.
ADNAN OKTAR: Ama işte o avukat yanında alınmadığı için geçersiz oluyor.
KADİR ÇELİK: Yani eski TCK ya göre değerlendiriyorsunuz.
ADNAN OKTAR: Hayır hayır şu an geçerli, o zaten yani yeni kanuna göre bu şekilde. Avukat yanında olmadan alınan ifadeler geçerli olmuyor. Bunun dışında da delil yok.
KADİR ÇELİK: Ama mahkeme ve Yargıtay da sizin o poliste verdiğiniz ifadeleri gerçek olarak kabul etti ve bence de en önemli delil oydu. Sizin oradaki birtakım şeyleri ikrar etmeniz, birtakım şeyleri açıklıyor olmanız, birtakım şeyleri itiraf etmeniz, yani o çerçeve içinde söylüyorum bütün bunları
ADNAN OKTAR: Canını kurtarmak isteyen insan her türlü şeyi söyleyebilir. Biz orda işkence altında ve ölüm tehdidi altında o ifadeleri verdik ve savcının karşısına geçince de bunu söyledik, bu ifadeler geçerli değil dedik. Hakim karşısında da aynı şeyi söyledik, bu ifadeler geçerli değildir dedik. E ayrıca yanımızda da zaten avukat da yoktu. Avukat yanında olmayan ifadeler zaten geçersiz olduğu kanunlarımızda açık açık ifade ediliyor.Bunu mahkeme de zaten şerh etti, açıkladı. Yargıtayın bu konuda içtihadları var. Başka da delil yok dosyada.Bu durumda normalde hakkımız alenen beraattir.
KADİR ÇELİK: Peki orda polisteki ifadenizde o görüntüleri ben de izledim, işte siz diyorsunuz ki orda baskı vardı, ben canımı kurtarmak için her şeyi anlattım, ama oradaki görüntülerde hiç öyle baskı altında bir Adnan Oktar görmedim. Son derece rahat, son derece kendinden emin, her şeyi anlatıyor, bir soru soruluyor, hatta o sorunun karşılığından daha fazlasını anlatıyor.
ADNAN OKTAR: Ama bak işte bu çok önemli, ben orda hiç alakasız suçları da üzerime aldım, onları da yazdım benim yazılı ifadem de var, mesela kan kampanyasını ben yaptım diyorum, diğer suçları ben yaptım, her şeyi ben yaptım diyorum anlatıyorum, yani can kaygısıyla insan bunları yapar. Çünkü oradan sağ salim çıkman esas yani daha önce o konuda defalarca uyarıldık, defalarca ne söyleyeceğimiz bize söylendi, gece yarısı 3’de kaldırdılar, 2 de kaldırdılar, defalarca tekrar ettiğimiz ifadelerdi onlar.Aynısını orda yeniden tekrar edileceğiz. Oradaki ortamda eğer ben bir panik ifadesi göstertsem, herhangi bir korku veyahut bir stres ifadesi oluşsa bende bu karşı tarafı çok olumsuz yönde etkileyebilir. Yani
KADİR ÇELİK: Ne olur etkiler? Siz diyorsunuz ki ben canımı kurtarmak için söyledim yani o ifadeleri vermeye, o suçlamaları kabul etmeyip reddetseydiniz ne olurdu? Siz diyorsunuz ki ben dava adamıyım. Dava adamları zor günlerin adamlarıdır. Zorluklara göğüs gerebilen insanlardır.
ADNAN OKTAR: Peki niye sakatlatayım kendimi orda sağ salim çıkmak varken, sağlam çıkmayı düşündüm ve sağlam çıktım daha iyi değil mi? Birçok arkadaşım sakatlandı, bunla ilgili resmi adli tıp kitaplarında arkadaşlarımın resimleri var.yani sakatlanma sonucunda vücutlarında meydana gelen sakatlanma izleri bu kitaplarda açık açık görülüyor.Yani sakatlanmayı niçin isteyeyim, yani sağ çıkmak istedim ve sağ çıktım.
KADİR ÇELİK: Ama işte o gün videoyla kaydedilen görüntüler ve sizin sözleriniz bugün sizin karşınıza 3 yıl hapis cezası olarak çıktı.
ADNAN OKTAR: Ama bu kanunen geçersiz, yani mühim olan bu. Çünkü bu avukat yanında alınan bir ifade değil . Zorla alınmış, işkenceyle alınmış ve ölüm tehdidiyle alınmış bir ifade bu. Siz de olsanız aynı şeyi siz de söylerdiniz orda zaten. Aksi bir şey olmazdı siz de akılcı insansınız oradan kendinizi kurtarmak için başka yapacağınız bir şey olmaz. Aynı şeyi yapardınız, her kim olursa olsun aynı şeyi yapardı.
KADİR ÇELİK: Yani kim olursa olsun aynı şeyi yapar mı onu bilmiyorum ama
ADNAN OKTAR: Evet
KADİR ÇELİK: Eğer kişi kendisini bir dava adamı olarak niteliyorsa ve o davanın önderi olarak da nitelendiriyorsa o zaman zaten zorluğu peşinen kabul etmiş demektir. Yani ben olsam etmezdim, siz ederdiniz diyorsunuz ama ben etmezdim, yani öyle bir konuma
ADNAN OKTAR: Ama
KADİR ÇELİK: öyle bir sıfatı kendime yüklemiş olsam ben etmezdim
ADNAN OKTAR: Ama bu telafisi mümkün olan bir şey ben bunu savcının karşısında reddedeceğimi biliyordum hakimin karşısında reddedeceğimi biliyordum, yani kanunlara güvendim ben, devlete güvendim.
KADİR ÇELİK: Ama o ifadelerle siz, o zaman da tutuklandınız.
ADNAN OKTAR: Ama bu herkese yaptırılabilir yani, zoraki birisine bir şeyler söyletebilirsin. Yani emniyeti, devletin kurumlarını tenzih ederim de yani birçok insan birçok insana zorla bir şeyler söyletiyor.
KADİR ÇELİK: Yani siz zor kullanılsa siz başka şeyler söyler misiniz? Yani size dikte ettirilen şeyleri zor kullanıldığı zaman, üzerinizde baskı oluşturulduğu zaman, sizin kabul etmeyeceğiniz veya istemeyeceğiniz şeyleri siz söyler misiniz?
ADNAN OKTAR: Ama canını kurtarmak için insan, çünkü benim sağ kalmam ve sakatlanmamam önemli, çünkü benim bir davam var ve buna devam edeceğim ve çıktığımda ben bunu halledebileceğimi biliyorum. Bir an için orada onu söylemiş olsam bile devlete doğruyu söyleyebileceğimi biliyorum ben
KADİR ÇELİK: Ama halledemediniz.
ADNAN OKTAR: Ama kanunlar bunu halletmiş, sadece kanunların uygulanması gerekiyor. Devlet bunda tedbir almış, yani avukat yanında alınmayan ifadeler geçersiz diyor. Bu sadece uygulanacak bu kadar. Bu zaten uygulandığında zaten beraat etmiş olacağız.
KADİR ÇELİK: Yani
ADNAN OKTAR: Devletin kanunlarına uyulması konusu var, başka bir şey yok.
KADİR ÇELİK: Sonuçta mahkemeler de o kanunlar çerçevesinde karar veriyorlar, yani oradaki hakimler savcılar kendi kafalarından yarattıkları bir kanun maddesiyle kişileri yargılayıp cezalandırmıyorlar veya beraat ettirmiyorlar.
ADNAN OKTAR: Ama Yargıtay kendi içerisinde bile %60 davaları bozabiliyor. En az %60 oranında bozabiliyor. E mahkeme yanlışlık yapabilir, Yargıtay yanlışlık yapabilir bu çok normal ama genelde yargıya güveniriz çünkü sonundaki hüküm çok önemlidir. Yani sonunda düzeltileceğine göre, ben buna ümidim var, inanıyorum, e sorun yok o zaman.
KADİR ÇELİK: Yani Yargıtay eğer mahkemenin verdiği kararı 3 yıl hapis cezasını onarsa sizin için tekrar hapislik günleri mi başlıyor.
ADNAN OKTAR: E ben hapisten çekinmem, çünkü hapsi Allah yaratır. Hz. Yusuf’un hapse girmesini Allah sağladı. Yani o devrin hükümeti veyahut o devrin yargıçları sağlamadı. Beni de hapse sokacak olan Allah’tır. Hapisten çıkaracak olan da yine Allah’tır. Kaderin dışında zaten bir şey olmaz. Ben onu daha önce söylemiştim, hakim imzayı atarken, daha bunu annesinden doğmamışken atmış oluyor. Yani zaten kaderinde öyle. Kaderin dışına çıkamaz hakim. Onu uygulamıştır.
KADİR ÇELİK: O zaman bu sizin kaderinizse, niye daha fazla işin üzerinde şey yapıyorsunuz, savaş veriyorsunuz, mesela yargı süreci içinde gazetelere boy boy ilanlar verdiniz, yargılama devam ederken
ADNAN OKTAR: Evet
KADİR ÇELİK: Yani
ADNAN OKTAR: Ama şimdi hiçbir yönden savunmamız alınmadı mahkemede, gazete ilanıyla cevap vermeyelim, dilekçeyle cevap vermeyelim, hakim huzurunda cevap vermeyelim, yani nasıl yargılanacağız biz, yani hiçbir yerde konuşacak bir durum kalmıyor o zaman.
KADİR ÇELİK: Ama hem yargıya güveniyoruz diyorsunuz, hem de yargılama devam ederken dava derdestken gazetelere ilanlar veriyorsunuz ve mahkemelerin o anki işleyişiyle ilgili öyle şeyler söyleniyor ki orda bence o mahkemeyi o dava konusunda etkilemektir, yeni ben olaya öyle görüyorum, herhalde mahkemedeki heyette aynı şekilde düşünüyordur ki, öyle düşündüklerini kararında ifade ediyorlar.
ADNAN OKTAR: Mahkemeyi etkileyen şey, bir babayı çıkartıp ağlatmaktır, televizyona çıkartıp ağlatmaktır, bu olağanüstü etkiler. Böyle feryat figan insanları bağırttırmaktır televizyonlarda basın da sizi tenzih ederim.
KADİR ÇELİK: Hayır hayır taş bana geldi
ADNAN OKTAR: Evet yok fark etmez, size gelse de olabilir
KADİR ÇELİK: Hayır o röportajı ben yaptım yani o zaman
ADNAN OKTAR: Sırf siz değilsiniz ben onun için diyorum.
KADİR ÇELİK: O zaman o kişiyi çıkartıp o zaman ben kasten o kişiyi ben orda ağlatmışım gibi bir izlenim çıkar ki o haklı olduğunu söyleyemem.
ADNAN OKTAR: Ama eğer mahkemeyi etkilemekse bu mahkemeyi etkilemektir, işte bu etkiler. Nitekim o baba oraya çıkıp ağladıktan sonra iki gün sonra veyahut bir gün sonra yargıtayın o kararı açıklandı.
KADİR ÇELİK: Yani Ceylan Özgül’ün babası ağlayınca mı Yargıtay kararı bozdu.
ADNAN OKTAR: Çok etkilenir, bizim insanlarımız duygusaldır. Yani Yargıtay üyeleri de insan öyle feryat figan, ben bile etkilendim, adamcağızın o ağlamasından yani nasıl etkilenmez.Ben işin içinde olduğum halde olayı bildiğim halde, gerçeklerini bildiğim halde o görünümden ben bile etkilendim, yani kim etkilenmez ondan tabii ki etkilenir insanlar.Buna bir yani bir son verelim diyecektir ve o refleksle birçok şey oluşabilir o zaman.
KADİR ÇELİK: Yani bir babanın aylardır görmediği evladını olan hasretini ifade eden gözyaşları şey midir, rol müdür?
ADNAN OKTAR: Roldür demiyorum, roldür veyahut değildir. Allah kalbini biliyor onu bilemem. Ama bunun mahkemeye olağanüstü etki edeceği açıktır, yani bunu hiç kimse inkar edemez.
KADİR ÇELİK: Ben zannetmiyorum.
ADNAN OKTAR: Ama benim kanaatim bu tabi evet
KADİR ÇELİK: Mahkemeler en çok ağlayan ve en çok olayları ajite eden insanların lehine kararlar verirler ki Türkiye’de mahkemeler böyle çalışmıyorlar. Sonuçta isnat edilen bir suç var, o suçun bir kapsamı var, deliller var, savunmalar var, karşı deliller var, bunların hepsi değerlendiriliyor, değerlendirildikten sonra kişiyle ilgili ya beraat kararı veriliyor ya da bir ceza veriliyor. Yani mahkeme heyeti veya yargıtaydaki daire üyeleri ya bu davanın içinde işte olan kişinin babası veya işte Adnan Oktar ‘la ilgili konuda adam çıktı ağladı ya biz bu kararı bozalım, bu çok bence sığ, kusura bakmayın.
ADNAN OKTAR: Ama pratik önemlidir, yani pratikte benim kanaatim etkileniyorlar. Yani çünkü basında da sürmanşet çünkü, Hürriyet olsun , diğer gazetelerde olsun sürmanşet birinci haber olarak bu verildiğinde, yani mahkemeyi etkilemiyorsa bu e, o zaman bir ilan, hukuki ilanlar ayrıca bunlar belgelere dayalı ilandır mahkemeyi niçin etkilesin.Ayrıca o ilanları da ben vermedim, onu da söyleyeyim .Yani ilan, çünkü benim öyle bir şeye ihtiyacım yok.Yani ilanın verilmesi için de kimseyi teşvik etmiş değilim. Fakat ilanları ben gördüm tamamen hukuki belgelere, savcının ifadeleri var, mahkeme kararı var, daha önce alınmış mahkeme kararı var, beraat etmişiz, daha önce aynı iddiadan,imam güya imam konumunda bir kişi ve onun çevresindeki insanlar, arkadaşlarımız, aynı dosyadaki maddelerden, aynı delillerden beraat etmişler, net beraat var ve diyor mahkeme tek tek sayılan bu delillere göre diyor, bu şahıslar çete suçundan beraat etmiştir diyor. E biz de bunu, arkadaşlar da bunu sunmuşlar, yani
Bunu mahkemenin söylediği bir söz bu
KADİR ÇELİK: Ama bunu mahkemeye sunmak gerekir, bunu gazete ilanlarıyla duyurmanın kime ne faydası var. Yani işte sayın Başbakan’a, ben o ilanları okudum. Sayın Başbakan’a, sayın işte Adalet Bakanına herkese sesleniyorsunuz orda.Ama sonuçta o kararı ne sayın Başbakan veriyor, ne sayın Adalet Bakanı veriyor, mahkeme heyeti veriyor kararı
ADNAN OKTAR: Ama ben makulluğunu söylemek açısından diyorum, yani bir anneyi babayı feryat figan bir aile faciası gibi göstertmek mahkemeyi etkilemiyorsa, mahkemenin verdiği bir kararı yayınlamanın da etkilememesi gerekir.
KADİR ÇELİK: Ama ikisi çok farklı şeylere Adnan Bey. Bence bir tanesi ortaya çıkmış bir olay, yani o gazetecilerin veya bizlerin yarattığı bir olay değil.İşte Ceylan Özgül babam beni kaçırdı diye ifade ediyor, sonra bu iş jandarmaya yansıdı, sonra adliyeye yansıdı, yani ortada bir olay var, yani gazeteci bunu görmezden mi gelmeliydi.
ADNAN OKTAR: Ama aynı şekilde 3 yıl hapis cezası alan kızlar var. Şimdi bunların aileleri çıksa, feryat figan gazetelerin, basının önünde ağlasalar, benim çocuğumu mahvettiler, seçilme hakkını yok ettiler, işten atılmalarına sebep oldular, evlenmelerini engellediler , hayatlarını kararttılar diye yerlere atsalar kendilerini ve bu basında ve televizyonlarda yayınlansa bu da mahkemeye baskıdır, bu da baskı olur.
KADİR ÇELİK: Hay hay şu süreçte ne olur onu bilmiyorum da.
ADNAN OKTAR: Bence bu da baskı olur.
KADİR ÇELİK: Ama insanlar düşüncelerin ifade edebilirler, sizle birlikte mahkum olan, yani şu an mahkum olan, çünkü Yargıtay aşaması var, o arkadaşlar da çıkıp düşüncelerini ifade edebilirler, aileleri de çocuklarıyla ilgili düşüncelerini söyleyebilirler, bunda bir sakınca yok.
ADNAN OKTAR: Şimdi o kız arkadaşların aileleri çıksa , aynı şekilde böyle feryat figan ağlasalar, bizim çocuklarımızı mahvettiler, 3 yıl ceza verildi bunlara, bu çocukların hali ne olacak? Cezaevindeki ortam malum, bunların trafik kazası, trafik cezası bil yok, hiç ceza almamış insanlar, hayatlarında hapishane görmemiş insanlar ve suç unsuru hiç olmadığı görülüyor buna rağmen bu çocukları alıp hapse sokacaklar diye fenalık geçirip yerlere yatsalar ve bu televizyonlarda yayınlansa, bence bu basının ve televizyonların mahkemeye baskısı olur, benim kanaatimce
KADİR ÇELİK: Ama şimdi bu adliye sarayının önünde veya mahkemenin önünde yaşanıyorsa orda gazeteciler de varlar, kameralar da var. E gazeteciler, fotoğraf makineleriyle bunu görüntülerler, kameralarıyla görüntülerler ve bunlar televizyonlara ve gazete sayfalarına yansıyabilir, bu bir haberdir, işin bu boyutu haber.
ADNAN OKTAR: Ama
KADİR ÇELİK: Bundan dolayı da mahkemelerin ben işte orda insanlar ağlıyor ah vah diyor diye de kararlarında böyle büyük bir değişiklik olacağını zannetmiyorum.
ADNAN OKTAR: Ama şimdi evlerine gidilse bu insanların evlerinde aileleriyle, anneleriyle babalarıyla görüşülse, bir genç kız hayatında karakol bile görmemiş veyahut hiç cezaevinin yolunu bile bilmeyen bir genç kız 3 yıl bu yani, önü sonu gelmeyecek bir 3 yıl, hayatında hapishane görmemiş bir genç kızın 3 yıl hapishanede yatması ne demek. Seçilme hakkının elinden alınması ne demek, işten atılması ne demek, evlenemeyecek duruma gelmesi ne demek,yani
KADİR ÇELİK: Evlenir canım, evlenmesine bir mani yok.
ADNAN OKTAR: Niye canım sabıkalı olmuş oluyor, çok özür dilerim canım diye konuştum o şekilde, yani sabıkalı biriyle kimse evlenmek istemez.
KADİR ÇELİK: Evlenirler canım niye evlenmesinler
ADNAN OKTAR: Canım ona göre insanlar olur. Çok özür dilerim, sürekli öyle söylüyorum. Yani benim düşüncem olarak söylüyorum, bir tek o değil. İşe giremez, varsa işten atılır, resmi göreve giremez, devlet memuru olamaz, yani böyle bir durumda bir ailenin nasıl yıkılacağı, nasıl olumsuz etkileneceği açıktır. Yani bir de genç kız bu kız çocuğu bu, hapishane ortamı malum, nasıl insanlarla muhatap olacakları malum, böyle bir şeyde siz bu genç kızların ailesinin evine gitseniz, babası kalp krizi tutuyor beni dese, annesi yerlere yatsa, ağlasa ve bu hakimler tarafından seyredilse, yargıtay üyeleri tarafından seyredilse, bu alenen baskıdır bence.
KADİR ÇELİK: Ben öyle değerlendirmiyorum.
ADNAN OKTAR: Net baskıdır
KADİR ÇELİK: Sizin gazetelere verdiğiniz ilanlarla bu ikisi bence kıyas kabul etmiyor. Yani farklı şeyler bunlar
ADNAN OKTAR: Ben gazeteye ilan vermedim bir kere onu söyleyeyim.
KADİR ÇELİK: Yani Bilim Araştırma Vakfı adına
ADNAN OKTAR: Benim ihtiyacım yok. Yapabilir Bilim Araştırma Vakfı, benim kontrolüm altında olan, benim talimatımla hareket eden bir şey değil, ama mahkemenin kararını yayınlamışlar ben gördüm, çok makul gördüm, yani ben anormal bir şey görmedim. Şimdi savcı neden beraat etmeleri gerektiğini açıklıyor, onu yayınlamışlar. Savcı diyor daha önce bu insanlar beraat aldılar aynı iddialardan, aynı delillerden beraat aldılar ve polis yanında yani polisin yanında ifade verirken bu kişiler avukat yoktu diyor savcı, avukat olmadığı için kanunlarımıza göre bu ifadeler geçersizdir ve başka da delil yok diyor, bu yüzden bu kişilerin beraat etmesi gerekir diyor .Bunu yayınlıyorlar yani ben bunda anormal bir şey görmedim.
KADİR ÇELİK: Yargıtay bozdu bu kararı
ADNAN OKTAR: Efendim
KADİR ÇELİK: Yargıtay bozdu bu kararı
ADNAN OKTAR: Hangi kararı bozdu
KADİR ÇELİK: Söylediğiniz kararı, yani mahkemenin ilk verdiği kararda söz etmiyor musunuz
ADNAN OKTAR: Hayır hayır öyle bir şey yok aynı kararı Bülent Tatlıcan isimli bir arkadaş ,yani bizim arkadaşımız, bu imam konumunda yargılandı bu kişi. Güya imam konumunda.
KADİR ÇELİK: Yani bu dosyadan hariç mi?
ADNAN OKTAR: Hayır hayır şimdi beraat etmiş konumda. Tabi tabi beraat etti şu an .Ve gene onunla yargılanan arkadaşlarımız da beraat ettiler. Ve mahkeme açıklıyor, dosyadaki bütün delillere dayanarak diyor. Yani bizim için kullanılan bütün deliller. Dosyanın tamamı yani benim için de iddia edilen bütün delillerin tamamını değerlendirerek çete suçu oluşmamıştır diyor mahkeme. Değil ki polis ifadeleri, yani polis ifadelerinin geçerli olmasına rağmen delil yok diyor, bak bu çok önemli
KADİR ÇELİK: Bu yargıtayın bozduğu kararı söylemiyor musunuz, dosyayı söylemiyor musunuz?
ADNAN OKTAR: Hayır hayır değil ayrı bir karar bu
KADİR ÇELİK: Bu başka bir şey mi
ADNAN OKTAR: Ayrı bu tabi
KADİR ÇELİK: Başka bir dava
ADNAN OKTAR: Bu davanın içinde bir dava, yani bu dava içinde bölünmüş, ayrılmış fakat bütününde olan fakat bütünken birçok parçalar ayrıldı biliyorsunuz dava, yani kişiler açısından parçalara ayrıldı. Bu parçalardan birisi bu, burada çete suçundan bu şahıs beraat etti ve arkadaşlarımız da beraat etti ve bak dikkatinizi çekiyorum, polis ifadelerinin geçerli olmasına rağmen, yani o devirdeki kanunda bu yoktu. Buna rağmen , polis ifadelerinin geçerli olmasına rağmen suç delili yoktur dedi mahkeme.
KADİR ÇELİK: Ama her dosya ayrı bir konu ayrı bir dava dosyası
ADNAN OKTAR: Hayır hayır aynısı, tek dosya üstünden karar verdi , yani aynı dosya üstünden karar verdi, bu dosyadaki delillere göre diyor.Yani dosyadaki delillerin tamamına göre.
KADİR ÇELİK: Hayır şunu anlamakta zorlanıyorum kusura bakmayın da, bu sözünü ettiğiniz dava şu bizim konuştuğumuz dava mı
ADNAN OKTAR: Evet bu dava parçalara ayrıldı, ama tek dosya üstünden gitti.Tek dosya parçalara ayrıldı, fakat
KADİR ÇELİK: Aynı dava o zaman
ADNAN OKTAR: Aynı dava tabii ki aynı dava fakat, hukuki teknik yönden ayrılmış oldular, ayni ayrı zamanlarda ifade verdikleri için
KADİR ÇELİK: Ama sonuçta dosya aynı dosya
ADNAN OKTAR: Evet aynı dosya ve aynı dosyadan beraat kararı aldı bu arkadaşlarımız
KADİR ÇELİK: Yani şimdi dosya, yani davalarda sanıklar vardır, o sanıkların bir kısmı beraat edebilirler, delil yetersizliği vardır, farklı şeyler vardır birtakım kişiler de ceza alabilirler, yani bu son derece makul
ADNAN OKTAR: Hayır hayır öyle değil öyle değil 313 ten yargılandı 313. maddeden yargılandılar, dosyadaki delillerin tamamına göre diyor, zaten arkadaş üstünde çok fazla suç yüklü orda ve imam konumunda şu an imam konumunda göstertilen herkese 3 er yıl verildi. Yani normalde o arkadaşa 3 yıl verilmesi gerekiyordu, fakat o beraat etti.Yani mahkeme oradaki kanaatini o şekilde belirtti.
KADİR ÇELİK: Olabilir
ADNAN OKTAR: Ama sonra, yargıtaydan karar geldikten sonra mahkemenin tavrı değişti ve böyle bir karar aldı, ama biz , ben buna saygı duyuyorum, yani mahkemenin bu hükmünden dolayı içimden onlara karşı en ufak bir öfke yok, çünkü her kararı veren Allah’tır.Ben kaderde olduğunu da biliyorum bunun. Yani Allah’ın kulu onlar, Allah’ın emrini yerine getiriyorlar, Allah’ın onlara vahyettiğini, ilham ettiğini yapıyorlar.Bunda bir şey yok, dolayısıyla benim kalbimde onlara kıl kadar öfke, kin olmaz yani bu mümkün değil.
KADİR ÇELİK: E peki yargılama süreci içinde mahkeme heyetindeki birtakım hakimlere karşı öyle suçlar isnat d edildi ki, 2 tane üye çekilmek zorunda kaldı, fakat üst mahkeme kabul etmedi çekilmelerini
ADNAN OKTAR: Evet
KADİR ÇELİK: Şimdi bunlar yapılmak zorunda mıydı, yani süreç içinde yani siz diyorsunuz ki biz yargıya güveniyoruz, yargıya inanıyoruz diyorsunuz ama yargılama süreci içinde de farklı bir tabloyla karşılaştı mahkeme heyeti.
ADNAN OKTAR: Yargılanan her arkadaşın ayrı ailesi var, ayrı çevresi var, ayrı dostları var ve ayrı avukatları var, ayrı etkileyen insanlar var, herkesten ayrı bir şeyler duydular, herkesten ayrı sözler duydular, herkes kendine göre ayrı bir savunma yaptı, benim savunmam da ayrı onların savunmaları da ayrı, benim kanaatim bu. Ama ben milletin, başka insanların ne dilekçe vereceğine ne yapacağına karar veremem.
KADİR ÇELİK: Ama yani bunlar sizin yakın arkadaşlarınız, aynı davada yargılanıyorsunuz .
ADNAN OKTAR: Ama yakın arkadaşım da emir erim değiller, yani ben siz de benim arkadaşımsınız, herkes benim arkadaşım, dostuz biz herkesle ama bir dereceye kadar insanlar insanın sözünü dinlerler, bir yere kadar.
KADİR ÇELİK: Ama o dosyada kader birliğiniz var. Yani herkes ayrı bir savunma herkes kendi bildiğini okuması da doğru bir davranış değil. Yani yargılama süreci içindeki davranış olarak da doğru değil. Yani o herkesin kendi keyfidir tabi o kendi iradesidir tabi ona söyleyecek bir şey yok ta
ADNAN OKTAR: Herkes ayrı savunma yaptı orda yani çünkü herkesin ailesi, tanıdıkları çevresi farklıydı, herkes kendi duyduğuna göre, bildiğine göre, elindeki bilgilerin konumuna göre bir savunma yaptılar.
KADİR ÇELİK: Peki siz yargılama Yargıtay bozma ilamından sonra yeni yargılama süreci içinde mahkemeye gitmediniz dimi ben yanlış mı hatırlıyorum.
ADNAN OKTAR: Son 2. ağır ceza mahkemesinde tabi ifade verdim, gittim, yani kanaatimi belirttim, geldim
KADİR ÇELİK: Ama celselere katılmadınız
ADNAN OKTAR: E yargılama içinde evet
KADİR ÇELİK: Yani orda
ADNAN OKTAR: Yani bir kere ifade verdim, bir kere savunma yaptım o kadar
KADİR ÇELİK: Orda bulunsanız, celselerde bulunsanız, avukatlarınızla temsil edilmek yerine, siz mahkeme heyetinin önünde kendiniz savunmanızı yapsaydınız doğru olmaz mıydı?
ADNAN OKTAR: Güzel olurdu, olabilir tabi, niçin olmasın
KADİR ÇELİK: Yani bir çekinceniz mi vardı? Orda mahkeme heyetinin önünde bulunmak mı sizi rahatsız etti bilemiyorum yani şeyiniz neydi bu konudaki tavrınız neydi?
ADNAN OKTAR: Şimdi aslında işin doğrusu oradaki konuşmadan ziyade, deliller esas olduğu için ben hakikaten beraat bekliyordum, yani gerçekten şaşırdım, hem de çok fazla şaşırdım ama Allah’ın kaderine benim derin saygım ve derin sevgim her şeyin üstündedir.
Allah’a olan sevgimden dolayı ben onların hükmüne tam anlamıyla rıza göstertirim, ve söylüyorum yani defalarca hakkımı helal ediyorum, yani kalbimde en ufak onlara karşı bir burkuntu yok.
KADİR ÇELİK: Yani hakkımı helal ediyorum, ben bu cezayı hak ettim anlamına gelir mi?
ADNAN OKTAR: Hayır değil, kabul etmiyorum, yani o anlamda değil, çünkü çok açık bir kere aynı suçtan yargılanan arkadaşım beraat etti ve dosyadaki deliller göstertilerek beraat etti 1, ikincisi bu ifade avukat yanında alınması gerekiyordu, alınmadı, buradan zaten kanunen bu düşmüş oluyor , bunun dışında da bir delil yok dosyada yani bu çok açık ve bunu biz bütün ünlü hocalara falan arkadaşlarımız da sorular benim de imkanım dahilinde etrafımdaki insanlara sordum Türkiye’de evet bu dosya cezalıktır diyen ben bir kişiye rastlamadım. Yani bütün ünlü hocalara sordular, tamamına sordular çocuklar, birçoğundan mütalaa alındı hemen hemen hepsinden mütalaa alındı, kesinlikle 313 tür, zamanaşımına girmiştir veya zamanaşımına girmese dahi karşılığı normalde beraattir deniyor. Ama Allah bir bunu hikmetle yarattı bunu yani illaki her şeyde bir hayır vardır, bir derinlik vardır bir anlam vardır, Allah onu bir hayırla yaratmıştır , ben Allah’ın kaderine derin sevgi duyuyorum.
KADİR ÇELİK: Peki siz daha önce 11 ay mı cezaevinde kalmıştınız, eğer
ADNAN OKTAR: 9 ay ayni 9 ay
KADİR ÇELİK: Eğer Yargıtay bu kararı onarsa siz herhalde ne kadar bir süre daha 13- 14 ay daha mı
ADNAN OKTAR: Biraz daha fazla
KADİR ÇELİK: Biraz daha fazladır, bu sizi ürkütmüyor mu?
ADNAN OKTAR: Bu bir müslümana yakışmaz, yani Allah’ın kaderde yarattığı bir şey mutlaka güzeldir ve mutlaka hayırlıdır. Mesela Hz. Yusuf 7 yıl ceza aldı, Allah’a şükretti bu ceza için ve bunla mutlu oldu.
KADİR ÇELİK: Siz şükrediyor musunuz bu ceza için
ADNAN OKTAR: Eğer yatarsam hayır görürüm ve şükrederim tabi ki hayır vardır
KADİR ÇELİK: Peki bu sizi üzmüyor mu, yormuyor mu, yani sıkıntı içine sokmuyor mu, yani cezaevinde yatmak, tamam siz diyorsunuz ki bu Allah’ın lütfudur. Bu bizim kaderimizde vardır, ama sonuçta gidilecek olan, yatılacak olan yer de cezaevi, yani özgürlüğün kısıtlandığı bir alan.
ADNAN OKTAR: Benim gözümün gördüğü şu elips şeklindeki ekranda evimin yerine hapishane görüntüsü meydana getirir Allah, ben bir yere gitmem
KADİR ÇELİK: E peki başka unsurlar , o alandaki diğer unsurlar, orda tek başınıza yaşayacağınız bir alan mı olur , yani şimdi şeytanın avukatlığını yapıyoruz, bu iş sanki kesinleşmiş gibi yapıyoruz ama
ADNAN OKTAR: Hz. Yusuf’a nasıl Allah hapishaneyi hoş hale getirdiyse mümine de Allah hoş hale getirir. Ben akıl hastanesinde yattım, daha da beter bir ortamdı 300 tane akıl hastasının içinde yattım ben ve bunlar doğal ihtiyaçlarını bilmeyen, bağıran çağıran kafalarını duvarlara vuran, feryat eden birbirlerine tepsiyle saldıran, benim bulunduğum dönemde 7 kişi birbirini öldürdü, benim bulunduğum koğuşta. Ben böyle bir ortamda 10 ay yattım herhalde hapishane bundan çok daha iyidir. Yani orda 10 ay yatabilen bir insan ve ona şükrettim ben Allah’ın bir lütfü olarak gördüm, aynısını orda da duyarım inşaAllah.
KADİR ÇELİK: Peki bu yine işte mahkemeden 3 yıl hapis kararı çıktıktan sonra da sizinle ilgili iddialar tekrar gündeme gelmeye başladı, işte hep söylenilen şey, bunların cebinde Amerikan pasaportu var, bu cezayı da yatmazlar, diledikleri zaman Amerika’ya uçar giderler.
ADNAN OKTAR: Hayır bizim arkadaşlar yani benim arkadaşlarım bayağı yiğittirler, öyle bir konu olmaz, 30 yıl olsa aslan gibi gider yatarlar, öyle bir şey olmaz, yatıran Allah’tır. Kader değişmez, yani mesela kaderde buraya gelmek var, geliyoruz, sizinle konuşmak var, konuşuyoruz.
KADİR ÇELİK: Kaderde Amerika’ya gitmek varsa,gideriz mi diyorsunuz?
ADNAN OKTAR: Benim arkadaşlarım asildir ve yiğittir,
KADİR ÇELİK: Ama kaderden söz ediyoruz ya
ADNAN OKTAR: Asildir, yiğittir, asla böyle bir şey yapmazlar,
KADİR ÇELİK: Hayır kaderde varsa
ADNAN OKTAR: Kaderde varsa o Allah’ın takdiridir o ayrı tabii ki onda da bir hayır vardır ama yani bir Müslüman zor bir ortam diye kaçmaz bir yere de gitmez, zorluğun içindedir
KADİR ÇELİK: Ama işte siz her şeye kaderdir bu diyorsunuz ya yani bakarsınız
ADNAN OKTAR: Evet
KADİR ÇELİK: Amerika’ya da gidilir, bu da insanın kaderinde
ADNAN OKTAR: Tabii ki ama şu an ki bizim düşüncemiz ve inancımız onu söylüyor, mesela bir insanın kaderindeyse namaz da kılmayabilir, dinden de çıkabilir, yani bir örnek olmaz bizim için o anlamda, onda da hayır vardı demek ki Allah onu cehennem için yaratmıştır, dinden çıkar, cehennemde yerini bulur. Bizim için o örnek olmaz, biz Allah’ın kaderine uyarız ama benim arkadaşlarım ve ben hiçbir şekilde memleketimi terk etmeyi düşünmüyorum ve düşünmedim de ve bu benim için hatta biraz da komik, niçin terk edeyim ben yani mücadele, dava adamıyım ben,zorlu ortamları kabul etmeyeceksem ben zaten o zaman dünyaya niçin geldim. Yani imtihan için geldim ben zaten, zorluklarla mücadele için geldim ben. Allah beni burada eğlen, ye iç ondan sonra gel seni cennete götüreyim demiyor ki Cenab-ı Allah burada ben seni çile zorluklarla imtihan edeceğim, eğer bu çile zorluğu geçebilirsen seni cennete alacam diyor Allah, biz de bu şartları kabul ederek Müslüman olduk .Yani yoksa Müslüman olmanın bir anlamı kalmaz ki, müslümansa bir insan zaten çileyi ve zorluğu kabul ettiği için Müslüman oluyor
KADİR ÇELİK: Yani niçin yani bir Müslüman çile zorluğu kabul etsin ki?
ADNAN OKTAR: Ama ayet var. Daha öncekilerin başına gelenler sizin başınıza gelmeden hemen cennete girebileceğinizi mi zannettiniz diyor Cenab-ı Allah , Şeytandan Allah’a sığınırım, yani daha öncekilerin başına gelenler sizin de başınıza gelmeden hemen cennete girebileceğinizi mi zannettiniz diyor Allah demek ki mümkün değil, yani illaki Müslümanlar bu zor ve çileli yoldan geçecekler yani hepsi için
KADİR ÇELİK: Sizi yine sevindirecek bir soru sorayım ben siz yine buna tebessüm edeceksiniz de tabii sizin mehdi olduğunuza inananlar da var, alametlerini siz de görenler de var , acaba bu cezaevi süreci bu alametlerden birisi midir?
ADNAN OKTAR: Ne söyleyeyim şimdi size
KADİR ÇELİK: Ben söyledim size peşin peşin güleceksiniz diye
ADNAN OKTAR: Benim mehdilik iddiam
KADİR ÇELİK: Soru zorsa geri alabilirim
ADNAN OKTAR: Hayır değil, hoşuma gidiyor, sizin samimiyetiniz de hoşuma gidiyor, sorunuz da hoşuma gidiyor e yani genelde iyi niyetinizden eminim o konuda çok rahat olun. Benim mehdilik iddiam Kuran’a inanan bir Müslüman olduğum için Allah’tan korkan bir Müslüman olduğum için bunu yapamam ve yapmam.
KADİR ÇELİK: başkaları yapıyor sizin adınıza , sizin yapmanıza belki gerek yok.
ADNAN OKTAR: Ya hüsnü zan edebilir, ya şöyle benim hocam inşaAllah cennetlik olur ve inşaAllah velidir diyebilir , yani inşaAllah ümit eder.
KADİR ÇELİK: Alametler içinde bu da var mıdır?
ADNAN OKTAR: Siz alameti söyleyin ben söyleyeyim
KADİR ÇELİK: Hani bir sürü şey sayılıyor ya yani sizin de uyan size de uyan, birebir uyan
ADNAN OKTAR: Ama siz hangi alameti söylüyorsunuz en ona göre söyleyeceğim
KADİR ÇELİK: Hayır hayır ben bir şey sormuyorum cezaevine giriyor olmak, girecek olmak da alametlerden birisi midir?
ADNAN OKTAR: Yani bunu soruyorsunuz evet, Gaybeti sübra ve gaybeti Kübra diye şey vardır mehdiyette inanç vardır. Mehdi iki kere kaybolacaktır bu tabii ki o tarz bir kaybolma olması gerekiyor zoraki bir kaybolma olması gerekiyor.
KADİR ÇELİK: Yani bu cezaevine giriş kaybolma olarak mı değerlendirilir.
ADNAN OKTAR: Benim bir mehdilik iddiam yok
KADİR ÇELİK: Efendim
KADİR ÇELİK: Ben sizin bir iddianız var diye söylemiyorum. Arkadaşlarınızın böyle bir iddiası var, o işte alametler de size uyuyor ya bu da işte siz de diyorsunuz ya kaybolur, iki defa kaybolur, bu cezaevine girişte bu kaybolma alametiyle ilgili bir düşünce midir olabilir mi?
ADNAN OKTAR: Ama benim kaybolmalarım çok oldu zaten yani. Akıl hastanesine gittim, cezaevine girdim, yine cezaevine girdim yani bu
KADİR ÇELİK: O zaman siz ikiden fazla oluyor siz mehdi olamazsınız
ADNAN OKTAR: E tabi buradan rahatlayabilirsiniz
KADİR ÇELİK: Hayır hayır ben değil arkadaşlarınız üzülür
ADNAN OKTAR: Yok yok üzülmezler inşaAllah. Ben yaklaşık 99’da biliyorsunuz , operasyondan sonra cezaevine girdim, 86 da cezaevine girdim ve akıl hastanesine girdim inşaAllah yani benim hapishane hayatım
KADİR ÇELİK: Alışığız mı diyorsunuz
ADNAN OKTAR: Evet Allah öyle istedi, ben hayır görüyorum mesela tımarhane, akıl hastanesine bir insanın inanın 2-3 saat bile duramaz, normal sıhhatli bir insan benim bulunduğum koğuşta en güçlü, en sıhhatli insanı getirin 2 saat duramaz ben orda 10 ay durdum. Yani ama nasıl duruyorum Allah’a tevekkül ettiğim için, onu da Allah’ın yarattığını bildiğim için
KADİR ÇELİK: Peki siz cezaevine girerseniz arkadaşlarınız dağılır mı? Yani öyle söyleniyor. Adnan Oktar bu grubun başından ayrılırsa bu insanlar hepsi bir yere ayrılırlar, hatta bu grubun içinde ayrılmak isteyenler de var fakat ayrılma cesaretini gösteremiyorlar eğer, Adnan Oktar’da cezaevine girerse o insanlar da cesaretini toplarlar ve bu grubun içinden ayrılırlar deniyor.
ADNAN OKTAR: Ben 10 ay hapishanede kaldım, sonra da bir o kadar da akıl hastanesinde kaldım beni sevenlerin en çok geliştiği dönem o dönem olmuştur. Yani ben çok küçük bir arkadaş grubum vardı, beni sevenler akıl almaz şekilde gelişmişti o dönemde, muazzam gelişme olmuştu o dönemde.
KADİR ÇELİK: Ama o günkü Türkiye ile bugünkü Türkiye farklı bir Türkiye ve o günkü Adnan Oktar’la bugünkü Adnan Oktar da farklı o zaman siz insanların görmediği , ama merak ettiği bir kişiydiniz, şimdi işte ekranlarda da varsınız, sizi artık herkes tanıyor.
ADNAN OKTAR: Bir insan münafıksa ve Müslüman değilse ve benim yanımda duruyorsa o zaten gitsin yani o bir pisliğin temizlenmesidir o çok çok iyi olur. Yani onda o da bir güzelliktir, o da bir hayırdır ama
KADİR ÇELİK: Giderlerse , gidenler münafık mıdır.
ADNAN OKTAR: Dini Allah’ı kitabı terk ederek gidiyorsa
KADİR ÇELİK: Ama hayır sizi terk etmek demek Allah’ı, kitabı terk etmek demek mi?
ADNAN OKTAR: Hayır o anlamda zaten gidebilir, zaten benle illa herkes görüşecek, bağlantı kuracak değil, ben sorunuzu öyle anladığım için öyle söyledim. Yoksa benlen görüşmez ama , gider bir Müslüman olarak görevini yapar , tebliğ yapar, İslam’ı yayar zaten tamam benim istediğim o değil mi zaten
KADİR ÇELİK: Yani sizden yani sizinle sizin yakınınızda olmaktan kendini alıkoyar , başka bir dünyaya taşır hayatını
ADNAN OKTAR: Ama İslam’ı yaşar ve devam eder bunu mu diyorsunuz
KADİR ÇELİK: E herhalde
ADNAN OKTAR: E çok güzel benim istediğim bu
KADİR ÇELİK: E o zaman niye hep bir aradasınız
ADNAN OKTAR: Bir arada derken yani aynı odada oturmuyoruz.
KADİR ÇELİK: Aynı odada değil canım, niye bir grupsunuz, o zaman herkes ayrı ayrı yerlerde yaşar, yine aynı şeyleri yine bir mümin olarak, samimi bir Müslüman olarak takva içinde yani bu yaşanabilir.
ADNAN OKTAR: Müslümanlar için Allah kurşundan kaynatılmış binalar gibi diyor Allah, birlikte mücadele ederler diyor Allah. Yani lehimlenmiş gibi bir aradadırlar diyor.
KADİR ÇELİK: Peki sizin yanınızda değiliz biz Müslüman değil miyiz ?
ADNAN OKTAR: Ama siz de bizle berabersiniz yani niçin siz de İslam’a faydalı oluyorsunuz
KADİR ÇELİK: Yani sizle birlikteliği ben şöyle algılıyorum ben sizle birlikte değilim
ADNAN OKTAR: Evet
KADİR ÇELİK: Ben bir müslümanım, yani ben günahkar bir kulum, yani ben kendimi öyle ifade ediyorum, yani ben dini görevlerim yerine getirmek için de birisiyle beraber olma ihtiyacını hissetmiyorum. Benim Allah’a olan inancım ve imanım buna yeter diye düşünüyorum
ADNAN OKTAR: Mesela sabahları camileri dolduruyor Müslümanlar hınca hınç ayrı evlerden değişik evlerden geliyorlar, fakat tek bir camide toplanıp namaz kılıyorlar , niçin bunu yapıyorlar? Bunun mantığı ne ise benim çevremdeki insanların mantığı da budur. Yani mescide toplanan insanlar Müslümanlar nasıl bir arada ibadet ediyorlarsa, Müslümanlar birbirini sever. Aynı mahalledeki, aynı şehirdeki Müslümanların birbiri ile görüşmesi, birbirini sevmesi, birbirini ziyaret etmesi, birbirini koruyup kollaması, zaten dinin bir gereğidir, bu son derece normaldir , bu makul bir şey, bu yadırganacak garip olan bir şey değil.
KADİR ÇELİK: Ama insanların namaz kılmak için camiye gitmeye ihtiyaçları yok. Cemaatle birlikte kılınan 2 tane namaz vardır, bir tanesi Cuma namazıdır bir tanesi de bayram namazıdır . Onun için de camiye ihtiyaç yok
ADNAN OKTAR: Ama
KADİR ÇELİK: Cem oluştuğu, cemaat oluştuğu zaman bunu bir kırda da kılabilirsiniz
ADNAN OKTAR: Ama pratikte kılıyorlar, yani Müslümanlar sabahları herkes evinden çıkıyor herkes evinde kılabilecekken , gidip camide kılıyorlar, orda müsaffa ediyorlar, oturup sohbet ediyorlar, birlikte Kuran okuyorlar yani bu bir güzelliktir, bu bir nimettir aynı şey bende de mevcut, benim çevremde de mevcut. Ama benim cezaevine girmem işte mehdilik alameti, benim öyle bir iddiam olmadı, hiçbir zaman öyle bir sözüm olmadı, yani olmaz da. Ben öyle Kuran’ a sadık ve titiz bir müslümanım. Ama beni sevenler, beni seven insanlar bu tip şeyler söylüyorlarsa, yani bu ilk defa rastlanan bir şey değil, her yerde söylenir bu iddialar söyleyemez ama yani dinen bu doğru değil.
KADİR ÇELİK: Şimdi Yargıtay yerel mahkemenin yani, 2. Ağır Ceza Mahkemesinin verdiği kararı onarsa oradaki suç sizin ömür boyu sırtınızda kalacak. Yani çete kurmak, çetenin reisi olmak, çeteyi yönetmek, yani bu her zaman sizin karşınıza çıkacak
ADNAN OKTAR: Ahirette de karşıma çıkacak İnşaAllah, benim için çok büyük bir nimet
KADİR ÇELİK: Çete reisi olmak
ADNAN OKTAR: Haksız yere suçlanmak çok büyük sevaptır, benim çete reisi olmadığıma bütün Türkiye herkes inanıyor, benim için bu yeterli ve bütün milletin gözünde, ruhunda, vicdanında ben beraat ettim, beni ilgilendiren kısım bu.
KADİR ÇELİK: Ama bütün diyorsunuz da işte sizin yanınızdaki bazı arkadaşların aileleri, anneleri babaları size verilen cezayı az buluyorlar onlar da zil takıp oynuyorlar yani siz ceza aldınız diye.
ADNAN OKTAR: İşin doğrusu
KADİR ÇELİK: Herkes bana inanıyor, beraat verdi diyince ordan birilerini muaf tutmak lazım yani büyükçe bir bölümünü
ADNAN OKTAR: Ama bakın orda kadın bağırdı bir bayan ismini vermeyeyim de mahkeme kapısında ben dedi Adnan Oktar’ın suçsuz olduğunu biliyorum dedi, ama buna rağmen ceza almasını istiyorum dedi kadın bağırdı, yani bu müşteki bayanlardan bir tanesi. Suçsuz olduğundan eminim dedi, bağırdı kadın, yani biliyor.
KADİR ÇELİK: Yani suçsuz olduğuna eminim ama ceza almasını istiyorum dedi.
Hanımefendiyi hemen bir psikologa götürmek lazım
ADNAN OKTAR: Ama
KADİR ÇELİK: Yani iki tane farklı duyguyu aynı anda ifade eden bir insanın, sağlıklı bir ruh yapısına sahip olma ihtimali çok zayıf.
ADNAN OKTAR: Bakın inanın inanın hiçbiri inanmıyor, yani samimi kanaatlerinde hiçbiri inanmaz. Olayın ne olduğunu herkes biliyor Türkiye’de. Yani bu davanın ne olduğunu bilmeyen yoktur. Yani bizim milletimiz o kadar saf değil, yani çocuk değil, çok iyi bilirler, ne anlama geldiğini, ne manaya geldiğini, herkes biliyor. Ama ben devlet yıpransın istemem, hukuk yıpransın istemem, benim her zaman söyleyeceğim söz şudur: Derin saygı duyuyorum karara, ve hukuki mücadelemi, hukuki zeminde devam ettireceğim ve kimseye de kırgın veyahut üzgün, dargın değilim. Zaten dinde öyle üzgünlük olmaz yani öyle bir konu olmaz. Çünkü Allah’ın yarattığı bir şey bu. Ayrıca benim arkadaşlarım benim gördüğüm kadarıyla çok şevklendiler böyle bir şeyden yani birbirlerine karşı sevgileri artı, bağlılıkları arttı, muhabbetleri arttı, bu ceza olayından sonra akıl almaz bir sevgi ve akıl almaz bir bağlılık yani kendi aralarında bu da benim çok hoşuma gitti, bu da beklenen bir şeydi zaten.
ADNAN OKTAR: O zaman bir ceza daha alırsanız ekip birbirine iyice kenetlenecek demektir.
Ama gerçekten bu böyledir, mesela peygamberimiz zamanında da böyleydi, yani baskı acılar ve çileler insanları birbirine bağlar, daha çok sevdirir, yani daha azim verir, öbür türlü insanlarda meskenet olur böyle durgunluk olur, durağanlık olur. Bu heyecan ve hareket getirir her davaya, Müslümanlıkla ilgili, mesela benim bir idealim var Türk İslam Birliği idealim var ben bunu oluşturmak için bütün gücümle gayret ediyorum. Ben bu uğurda gayret ederken karşılaştığım her acıdan her zorluktan çok zevk alırım.
KADİR ÇELİK: Bu marazi bir şey değil mi kusura bakmayın ama bu marazi bir şey değil mi
ADNAN OKTAR: Ama bir dava adamına baskıdır ve bütün peygamberler, bütün sahabiler, Allah yolunda bütün mücadele eden insanların hiçbiri rahat bir hayat yaşamamıştır.
Ama ben niçin sıkıntı içinde olmaktan, mutsuz olmaktan, acı çekmekten keyif alayım ki yani bu mazoşizm değil midir?
ADNAN OKTAR: Allah verince o bir aşktır, yani Allah’ a olan sevginin ifadesidir.Yani aşığın Allah’a olan sevgisidir.
KADİR ÇELİK: İyi ama mutluluğu da Allah veriyor.
ADNAN OKTAR: Ama onun içindeki mutluluğu da görmek lazım.
KADİR ÇELİK: Acının içindeki mutluluğu mu
ADNAN OKTAR: E tabii ki mesela yani Hz. Yusuf’un oradaki mutluluğunu görmek lazım.Hz. Yusuf kuyudan çıktıktan sonra elinden yüzünden nur akıyordu, hatta kadınlar onu gördüğünde Allah’ı tenzih ederiz bu bir melek dediler, melek olabilir dediler.
KADİR ÇELİK: Ama işte acıdan zevk alma durumu marazi bir şey yani mazoşizm denen yani acı çekmekten keyif alıyor, bu bir rahatsızlık.
ADNAN OKTAR: Ama her dava adamı acı çekmiştir, mesela Atatürk’te mücadelesinde acı çekmiştir, çile çekmiştir, zorluklara katlanmıştır. Yani bütün ömrü acıyla geçmiştir Atatürk’ün.
KADİR ÇELİK: Ama Atatürk koca bir cihanla savaştı siz kiminle savaşıyorsunuz
ADNAN OKTAR: Ama işte bu dava adamıdır, bu örnek olarak veriyorum, yani her dava adamında bu vardır, yani istisnasız hepsinde mesela Türkeş’in hayatı da öyledir, hep çileyle geçmiştir, rahmetli Türkeş’te öyledir.Bütün dava adamlarına bu böyle olmuştur.
KADİR ÇELİK: Peki bu gelinen noktada Adnan Oktar olarak hiç kendinizle hesaplaştınız mı? Acaba ben nerde yanlış yaptım veya bizim yanlışlarımız oldu mu? Bizim de hatalarımız oldu mu, keşke şunları da yapmasaydık , veya böyle olmasaydı dediğiniz şeyler var mı
ADNAN OKTAR: Müslüman zaten her gün her dakika bir muhasebe halindedir yani hep sürekli vicdanına danışır, acaba ben bir hata yaptım mı, yanlış yaptım mı, günaha girdim mi, doğru mu hareket ediyorum deyip, bunu aylara yıllara yaymaz da gün gün dakika dakika saniye saniye bunu yapar , her an bu yapılır.
KADİR ÇELİK: Peki yaptığınızda nedir ortaya çıkan bilanço
ADNAN OKTAR: Eğer kendimce vicdanen , uygun olmadığını düşündüğüm bir şey olursa bir daha yapmıyorum, titiz oluyorum.
KADİR ÇELİK: Yani var mı böyle bir şey şimdi 3 yıl hapis cezası çıktı, yargıtay temyiz süresi devam ediyor, yani burada da bu tür olaylar insanların kırılma noktaları olduğu için orda insanlar ya ben ne yaptım ya keşke şunu yapmasaydım diye kendi kendine sorar
ADNAN OKTAR: Şimdi Kuran’a göre hareket ettiğim için, Kuran içindeki mücadelede ikinci bir yol yok , Allah bunu açıkça söylemiş, bu Allah’ın kanunu, daha öncekilerin başına gelenler sizin başınıza gelmeden cennete giremezsiniz diyor Allah bu illaki olacak demektir, yani ben mesela hakikaten çok açık ya ben bir çete lideri değilim, ben bir yazarım yani, çok merhametli, şefkatli, sevgi dolu, şakacı, hoşsohbet bir insanım ben , yani ben de çok komik duruyor bu
KADİR ÇELİK: İşte mahkeme öyle demiyor ama, yani tabii ki mahkeme kararını verecek, siz de böyle olmadığınızı söyleyeceksiniz .Yani şimdi ben sizden ya evet ya ben çete reisiyim örgüt kurdum,örgüt de yönettim demenizi beklemiyorum.Hiç kimse öyle bir şey söylemenizi beklemiyor.
ADNAN OKTAR: Ben Allah’ın yarattığı her şeyde hayır görüyorum, Türk Milleti de durumun farkında, benim için mühim olan bu herkes durumun farkında, ben sokaktaki insanlarla da konuşuyorum, sokaktaki insanlarla da konuşuyorum, esnaflarla görüşüyorum, herkes durumun farkında benim için yeterli olan bu. Yani herkesin neler olduğunu, gördüğünü açıkça gördüm. Yani Türkiye’deki güç odaklarını, her şeyi herkes biliyor, o kadar karmaşık bir şey yok.
KADİR ÇELİK: Peki son soru şunu sorayım, geçen hafta Ceylan Özgül’ün kanser hastası annesiyle röportaj yaptığımızda size bir mesajı oldu. Dedi ki Allah isterim ki Allah Adnan Oktar’a bir evlat nasip etsin bu evladı birileri onun elinden alsın ve evladını göremesin.
ADNAN OKTAR: İşte o söylediği şey şu an zaten oluştu, şu an arkadaşlarım, kız arkadaşlarım, çok sevdiğim insanlar şu an hapse girdiler ve hapiste yatacaklar 3 yıl hapiste yatacaklar, yani nasıl bir ortam olduğunu da kendisi de biliyor, ve o netice bir nevi oluşmuş oldu eğer bundan mutlu olacaksa bu oldu zaten şu an, seçilme hakları ellerinden alınmış oldu işlerinden atıldılar, ailelerinin konumu ortada aileleri perişan oldu yani eğer bu onları mutlu edecekse bu oldu zaten şu an.
|